UNUTULMAYANA....

29/1/2007

sen miydin :??

Ben Bu Dünya'ya Gelirken Cebimde,
Biraz Hüzün, Biraz Ac? ve Birazda Mutluluk Getirdim.
Ac?lar?m Fazlala??nca Kullan?r?m Diye Dü?ündüm Mutlulu?u. Yaralar?m Yanmas?n Diye...


Ama Seni Görünce, Ortak Ol ?stedim Mutlulu?uma...
Ve Terk edince Anlad?m ki, Getirdi?im Mutluluk Bo?a.
?nsan?m! Bu Dünya'da Senin Gibi Kullar Varken, Mutluluk Her Nefes Al?p-Verene Biraz Daha A??r Geliyor.


 
Tahrik Ediliyor Her Nefes Ç?plakl???na Yoklu?unun. Ç?r?lç?plak Bir Ah, Seni Bekliyor.
??te Tam Orda, Gözün ili?se Anlars?n, Yanars?n Adam Ayar?nda…

Sen Hiç Dü?lerini Bir Bak??a De?i?tin mi?
Sen, Hiç Aklinin F?rlad??? Bir Zamana ?ahit Oldun mu?
Talan Olurken Ekinlerin Da??ld?n m? Bir Dolunayda? Yand?n m?? A?lad?n m??
Çocuk Bak?yor Gözlerim, Aklim K?sa, Tenimde Bir Tuhafl?k...


уσкѕα ѕєη, αzяαιℓ мιу∂ιη, нαуαт?мα

göz кσуαη؟

29/1/2007

SENİ, SEWİYORUM DEMEK İÇİN GEÇ KALMAYIN....

''Seni seviyorum" diyebilmek...

15 yıl kadar önceydi. Tommy'yi ilk o gün görmüştüm. 'İnancın Tarihi' dersimin öğrencilerinden biriydi. Uzun saçlı, değişik bir gençti. Sınıfta benimle en çok tartışan öğrenci oldu. Tanrı'ya kayıtsız şartsız inanmayı kabullenmiyordu. Mezun olurken bana, imalı imalı "Günün birinde Tanrı'yı bulacağıma inanıyor musun, hocam?" dedi...
"Hayır" dedim, yumuşakça.
"Yaa..." dedi. "Oysa senin bu derste Tanrı'yı pazarladığını sanıyordum hocam..."
Kapıdan çıkıp gitmek üzereyken arkasından bağırdım:
"Tanrı'yı bulabileceğini düşünmüyorum. Ama o seni mutlak bulacak, bir gün, eminim."

Tommy omzunu silkip yürüdü. Mezuniyetten sonra izini kaybetmiştim ki, acı haberi kendisi getirdi bana. Ölümcül kansere yakalanmıştı. Odama girdiğinde zayıflamış, çökmüştü. Kemoterapi, o uzun saçlarını dökmüştü. Ama gözleri hâlâ pırıl pırıldı.
"Birkaç haftalık ömrüm kalmış hocam" dedi.
"Sana bir şey sorabilir miyim?" dedim.
"Tabii," dedi... "Ne öğrenmek istiyorsun?"
"Sadece 24 yaşında olmak ve ölmekte olduğunu bilmek nasıl bir şey?"
"Daha kötüsü olabilirdi. 50 yaşında olmak, kafayı çekmek, kadınları becermek ve müthiş paralar kazanmayı, yaşamak sanmak gibi..."

Sonra niye geldiğini anlattı: "Okulun son günü sana Tanrı'yı bulup bulamayacağımı sormuş, 'Hayır' yanıtı alınca şaşırmıştım. Sonra 'Ama o seni bulur' dedin... İşte bunu çok düşündüm. Doktorlar ciğerimden parça alıp kötü huylu olduğunu söyleyince, Tanrı'yı aramayı ciddiye aldım birden. Habis ur diğer hayati organlarıma yayılmaya başlayınca sabahlara kadar dualar etmeye başladım. Hiçbir şey olmadı... Bir sabah uyandığımda, ilahi bir mesaj alma yolundaki umutsuz çabalarımdan vazgeçiverdim, aniden. Ömrümün geri kalan vaktini, Tanrı, ölümden sonra hayat falan gibi şeylerle geçirmeyecektim. Daha önemli şeyler yapma kararı aldım. O zaman gene seni düşündüm.. 'En büyük mutsuzluk sevgisiz bir hayat sürmektir. Bundan daha kötüsü de bu dünyadan, sevdiklerine 'Seni seviyorum' diyemeden gitmektir' demiştin. Son günlerimi bu eksiği gidermekle harcayacaktım işte... En zorundan başladım. Babamdan..."

Oğlu yanına geldiğinde babası gazete okuyormuş.
"Baba seninle konuşmam lazım" demiş, Tommy.
"Peki konuş oğlum."
"Yani çok önemli bir şey..."
Babası gazeteyi 10 santim indirmiş o zaman aşağı: "Neymiş o bakalım?"
"Baba, seni seviyorum. Bunu bilmeni istedim..."

Tommy gülümsedi, arkasını anlatırken.. Babasının elinden yere düşmüş gazete. Hayatında hiç yapmadığı iki şeyi yapmış: Tommy'ye sarılmış ve ağlamış.

Sabaha kadar konuşmuşlar. Babası ertesi sabah işe gitmek zorunda olduğu halde.

"Annem ve kardeşimle daha kolay oldu" diye devam etti Tommy. "Onlar da bana sarılıp ağladılar. Yıllardır bana söylemedikleri, söyleyemedikleri şeyleri anlattılar... Bütün bunları yapmak için bu kadar geç kalmış olmama üzüldüm sadece. Ölümün gölgesi üzerime düşünce kalbimi açıyordum, bana aslında çok daha yakın olması gereken insanlara."
"Tommy" dedim, "Sandığından çok önemli şeyler söylüyorsun, tüm insanlığa... Sen Tanrı'yı bulmanın en emin yolunu anlatıyorsun. Onu sadece kendine ayırmak, sadece ihtiyaç duyunca aramak işe yaramaz. Ama hayatını sevgiye açarsan o gelir seni bulur... Bunu anlatıyorsun farkında mısın?" Devam ettim: "Tommy bana bir iyilik yapar mısın? Bunları gelip sınıfımda da anlatabilir misin?"

Bir gün tespit ettik. Ama Tommy gelemedi o gün. Ölümle hayatı sona ermemişti tabii. Şekil değiştirmişti. Büyük bir adım atmıştı sadece... İnanmaktan, görmeye geçmişti.

Ölümünden önce son bir defa konuşmuştuk. "Söz verdiğim derse gelemeyeceğim. Çok halsiz ve bitkinim hocam," demişti.
"Anlıyorum Tommy!"
"Benim yerime onlara sen anlatır mısın hocam? Sen anlatır mısın? Herkese, bütün dünyaya benim için anlatır mısın?"
"Anlatırım Tommy" dedim... "Anlatırım, merak etme..!"

İnsanlara "Seni seviyorum" demek için, ölümü beklemenize gerek yok. Şimdi, hemen şimdi başlayabilirsiniz. Başlayın ki, hayatınız güzelleşsin, zenginleşsin. Hem... Şimdi başlamazsanız, belki de söyleme şansınız hiç olmayabilir...

29/1/2007

BİR TEK ADIN KALDI...

Bir tek adın kaldı dudaklarımda,
Bir de gözlerimde hatıraların...
Hani dik duracaktık acıya,
Hani aynı yürekle gülüp
Aynı gözlerde ağlayacaktık sevdaya...
Şimdi yalnızlığın ipi geçti boynuma.
Yokluğun yüklendi kanbur sırtıma...

Bir tek acıların kaldı gözyaşlarımda..
Güneşi bile ağlatacak acıların..
Oysa ben yemin etmiştim,
Acıların icin sırtımı semer bileceğim diye.
Söz vermiştim,
Sensiz ölmeyeceğim diye...
Şimdi sensizlik duruyor başucumda..
Şimdi ayazlar yüregimi sorguluyor,
Ayrılığınla yüzüme vurduğun kapımda..

Söyle ne olur...
Beni unuttuğunu söyle...
Çığlığa çığlığa
Beni hiç sevmediğini haykır..
Yeminlerinin sahte olduğunu,
Ölümsüz sevginin,
Koca yalandan ibaret olduğunu vur yüzüme...
Söyle hadi...
Yemin olsun ki,
Bir damla gözyaşı düşmez artık..
Çünkü gittiğin gün,
Ben, ayak uçlarında
" Sana " ölmüştüm sevgili..


" Unutma ki; ölenler, hiçbir zaman yaşayanlar icin gözyaşı dökemezler..."

29/1/2007

bekLeyişimin öyküsü..

 

Ağzım cam kırıkları ile dolu susarken

Şiirlerimi,

Kuzguni gece siyahına teslim ediyorum.



Güneşi yağmura, yağmuru doluya olan

Anılarımı ise

Bir otogarda emanette bırakıyorum.



Dünü düşünmeyen

İlla bugün diyen

Bin bir umutla

Yarınları yaşayan



Günahı takmayan

Bir yudum mezeyle

Bir şişe şarapla

Mutlu olan



Gözyaşını yağmurlara

Umutlarını güneşe

Ayrılışlarını depremlere

Aşklarını ise bahar ayına

Çarşaf çarşaf seren

Çingenelere eş ruhta



Zıtlıklar çemberimden;



Umutlarımla yarına

Elinde küçük valizimle

Yeni doğacağım

Yaş Günü Otobüsüm

Hazırım gitmeye............

29/1/2007

CD ci kız..

Küçük bir kasabada annesiyle birlikte yasayan Murat adında genç bir çocuk varmış.Murat ,fazlasıyla içine kapanık , sessiz ve sakin bir delikanlıymış.tüm arkadaşlarının birer sevdiği varmış fakat Murat’ın çok içine kapanık ,duygularını ifade edemeyen bir kişiliği olduğu için Murat’ın bir kız arkadaşı bile yokmuş. Arkadaşları bu yüzden Murat’la dalga bile geçerlermiş ara sıra.

Bir gün genç çocuk yine elleri cebinde ,kafası öne eğik bir şekilde ilerlerken birden cdci de ki bir kız dikkatini çeker kız çok güzel ve masum görünüşte bir kızdır Murat durur ve kızla öylece birbirlerine baka kalırlar ve kız gözlerini ayırır ve müşterileriyle ilgilenmeye devam eder.Genç çocukta yoluna devam ederken kalbi çok hızlı şekilde çarpmaya başlar.
Herhalde aşk dedikleri bu olsa gerek diye düşünür.Genç çocuk yolda gördüğü her kızı o kıza benzetmeye ,gözlerini her kapattığında o kızı görmeye başlamıştır.Genç çocuk artık tamamen aşık olduğunu hissetmiş.Her gün cd dükkanına gidip bir cd paketletip alıyormuş ve cdci kızda gence gülümseyip gözlerinin içine içine bakıyormuş.Bu böyle haftalarca devam etmiş gencç çocuk artık kıza açılmanın zamanının geldiğini düşünüyormuş ama içinde bazı tereddütler varmış ya beni terslerse, ya benden hoşlanmayıp gülümsemeleri sadece müşterisi olduğum içinse ,diye düşünür.

Genç çocuk bir gün tüm cesaretini toplayıp yine cd alma bahanesiyle cd dükkanına gider cd ci kızdan bu sefer dükkanın en ücra köşesinde ki cd yi ister kız o cd yi getirirken oda yazar kasanın kenarına bir not iliştirir.Notta:^^ Senden çok hoşlanıyorum ve sana telefon numaramı bırakıyorum ararsan sevinirim aramazsan bir daha gelmeyeceğim^^diye yazar.
Daha sonra çocuk günlerce telefon bekler fakat cd ci kız aramamıştır.

Aradan haftalar geçer ve cd ci kız dükkanı temizlerken Murat’ın bıraktığı o notu görür ve çok telaşlı bir şekilde numarayı çevirir.telefona gencin annesi çıkar.

Cdci kız :
-- Murat’la görüşebilirmiyim der.
Murat’ın annesi ağlamaklı bir sesle :
--oğlumu üç gün evvel trafik kazasında kaybettim der ve hıçkırıklara boğularak telefonu kapatır

Kız yavaşça başını öne eğer sessiz sessiz ağlamaya başlar.

Çocuğun annesi çocuğun odasına girer gardolabın kapısını açar onlarca paketli cd yere düşer annesi paketin birini açtığında
ee yakışıklı bana ne zaman çıkma teklif edeceksin
« Önceki ::